Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Akbank’ın desteği ve İspanya’nın León kentindeki çağdaş sanat müzesi MUSAC işbirliğiyle, Yoko Ono’nun Türkiye’de bugüne dek gerçekleşen en kapsamlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Yoko Ono: İçses ve İçyapı, 25 Haziran’da sanatseverlerle buluştu.
Kariyerine 1950’lerin sonlarında New York’un avangart sanat çevresinde başlayan Ono, çağdaş sanatın düşünce, beden, izleyici ve eylemle kurduğu ilişkiyi dönüştüren öncü isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Sergi, sanatçının yetmiş yılı aşan sanatsal üretiminden kapsamlı bir seçki sunarken, en erken ve en etkili yapıtlarından bazılarını da İstanbul’da izleyiciyle buluşturuyor.

Toplam 67 yapıtı bir araya getiren sergi, sanatçının kariyeri boyunca çalıştığı pek çok biçime uzanıyor: erken dönem talimat parçaları, kavramsal yapıtlar, performanslar, filmler, enstalasyonlar ve katılımcı işler. Böylece Yoko Ono: İçses ve İçyapı, Ono’nun farklı disiplinlere yayılan öncü pratiğini tek bir kronolojiye sıkıştırmadan, izleyiciyi düşünsel ve bedensel bir deneyim alanına davet ediyor.
İçses ve içyapı: Yoko Ono’nun kavramsal evrenine açılan iki kavram
Sergi adını, Ono’nun ilk kez 20 Temmuz 1964’te Japonya’nın Kyoto kentindeki Yamaichi Salonu’nda gerçekleştirdiği bir konser ve sergide kullandığı içses ve içyapı kavramlarından alıyor. Bu iki kavram, serginin yalnızca başlığını değil, aynı zamanda kavramsal omurgasını da oluşturuyor.
Bahçe de dahil olmak üzere Sakıp Sabancı Müzesi’nin tüm mekânlarına yayılan sergi, Ono’nun kariyerinin farklı dönemlerinden yapıtları bir araya getirerek ziyaretçileri hayal gücü, algı, katılım, hafıza, barış ve insanlar arası bağlar üzerine düşünmeye çağırıyor.
Sergi, kronolojik bir anlatı izlemek yerine, Ono’nun üretimini farklı dönem ve disiplinlerden yapıtlar arasında kurulan diyaloglar üzerinden ele alıyor. Bu tercih, sanatçının pratiğinde tekrar eden temel yaklaşımı görünür kılıyor: Yapıt, tamamlanmış ve kapalı bir nesne değil; izleyicinin hayal ettiği, katıldığı, tamamladığı ve kimi zaman kendi eylemiyle dönüştürdüğü açık bir alan.
Greyfurt’tan bugüne: Talimat, düşünce ve katılım
Serginin temel referans noktalarından biri, Ono’nun 1953 ile 1964 arasında yazdığı partisyonları içeren ve talimat parçalarından oluşan dönüm noktası niteliğindeki kitabı Greyfurt. İlk kez 1964’te yayımlanan kitap, dili bir sanat mecrasına dönüştürürken okurdan ve izleyiciden yapıtı zihninde hayal etmesini, icra etmesini ya da tamamlamasını ister.
Greyfurt, Ono’nun sonraki yıllarda farklı biçimlerde sürdüreceği üretimin düşünsel kaynaklarından biri olarak sergide merkezi bir yerde duruyor. Dille kurulan bu ilişki, sanatçının sanatında nesnenin maddi varlığını geri çekip fikri, eylemi ve katılımı öne çıkaran yaklaşımın da temelini oluşturuyor.

Sergide bu erken dönemden doğan yapıtlar arasında Daire Çizme Resmi (1964), Çuval Parçası (1964), Onarma Parçası (1966), Beyaz Satranç Takımı (1966) ve Gökyüzü Merdivenleri (1968) yer alıyor. Talimat, nesne, performans ve katılım arasında hareket eden bu yapıtlar, Ono’nun erken dönemden itibaren sanat yapıtı ile izleyici arasındaki yerleşik ayrımlara nasıl meydan okuduğunu gösteriyor.
Bu bölümde öne çıkan işler, Ono’nun yapıtı nesnenin kendisinin ötesine, yaşanan deneyimin alanına taşıyan yaklaşımını görünür kılıyor. Sanatçı için talimat, yalnızca metinsel bir önerme değil; izleyicinin zihninde, bedeninde ve eyleminde gerçekleşen bir sanat biçimi olarak beliriyor.
SSM’nin galerilerinden Atlı Köşk’e ve bahçeye yayılan sergi
Yoko Ono: İçses ve İçyapı, Sakıp Sabancı Müzesi’nde Galeri -2 ve Galeri -3’ün yanı sıra SSM Bahçesi’ne ve Atlı Köşk içindeki Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu galerisine yayılan yapıtlarla geniş kapsamlı bir müze deneyimi sunuyor.
Özellikle SSM Bahçesi, yaz ve sonbahar ayları boyunca açık kalacak serginin ana mekânlarından biri olarak öne çıkıyor. Burada Gökyüzü Merdivenleri (1968), Dilek Ağacı (1996), Harita Düşleme Parçası (2003), Görünmez Bayraklar (2015) ve Görünmez İnsanlar (2009/2017) gibi yapıtlar galeri duvarlarının ötesinde, açık havada deneyimlenebiliyor.
Bu yapıtlar, Barışı Hayal Et, Uç, Düşle, Evet ve Yakınlarda Bir Ufuk Gördün Mü? gibi talimat odaklı billboard işleriyle birlikte sunuluyor. Müze mekânı böylece yalnızca yapıtların sergilendiği bir zemin olmaktan çıkıyor; düşüncenin, yürüyüşün, bakışın ve katılımın parçası haline geliyor.
Atlı Köşk içindeki Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu galerisinde ise Ono’nun Dört Rüzgâr (1991/1992) başlıklı kaligrafi serisi sergileniyor. Bu yerleştirme, sanatçının yazı, işaret, yön ve sessizlikle kurduğu ilişkiyi müzenin tarihsel katmanlarıyla buluşturuyor.
Katılımcı yapıtlar: İzleyicinin eylemiyle tamamlanan işler
Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesi de dahil olmak üzere tüm mekânlarına yayılan sergi, izleyiciyi katılıma ve katkıda bulunmaya davet eden çok sayıda yapıtı içeriyor. Bu işler aracılığıyla anlam, yalnızca sanatçının kurduğu yapıda değil; katılımcıların eylemleri, kararları, hatıraları ve müdahaleleriyle ortaya çıkıyor.
Kendinden Geçiş (1990), ziyaretçileri yapıtın içinden geçerek sergiye kendi yollarını seçmeye davet ediyor. Şaşırt (1971), hareket, algı ve keşif üzerinden deneyimlenen şeffaf bir labirent kuruyor. Temizlik Parçası (1996), kişisel sevinç ve kederler üzerine düşünmeye çağırırken; Benim Annem Güzel (2004), annelere dair düşünce ve duyguların kolektif bir ifadesine dönüşüyor.
Harita Düşleme Parçası (2003), ziyaretçilerin haritalara Imagine Peace / Barışı Hayal Et damgası basabildiği katılımcı bir yapı sunuyor. Yükseliş (2013), kadınları yalnızca gözlerini gösteren fotoğrafları ve yazılı tanıklıklarıyla çalışmaya katkıda bulunmaya davet ediyor. Onarma Parçası (1966), kırık fincan ve tabakların farklı biçimlerde onarıldığı bir ortak iyileştirme alanı açıyor.
Cırcır Böcekleri (1997), ziyaretçilerin felaketler üzerine kendi düşüncelerini ekleyebildikleri bir yapıya dönüşürken; Dilek Ağacı (1996), kişisel dileklerin sergi boyunca biriktiği yaşayan bir form olarak serginin katılımcı damarını güçlendiriyor.

Mekâna duyarlı enstalasyonlar ve görünmeyeni düşünmek
Sergide yer alan Nehir Yatağı (1996), Sabah Işınları (1997), Üç Höyük (1999/2008), Görünmez Bayraklar (2015) ve Görünmez İnsanlar (2009/2017) gibi yapıtlar, Ono’nun 1990’lardan itibaren enstalasyon ve mekâna duyarlı formlarla artan ilgisini yansıtıyor.
Müzenin girişinde ise Türkçe ve İngilizce Eylem Zamanı (2012) başlıklı bir dizi pankart yer alıyor. MUSAC ve SSM’nin farklı mekânsal özelliklerine göre uyarlanan bu yapıtlar, mekânın Ono’nun pratiğinde giderek daha önemli bir mecraya dönüştüğünü gösteriyor.
Ono’nun bu dönem yapıtlarında görünür olanla görünmeyen, bireysel olanla kolektif olan, nesneyle fikir arasındaki gerilim sık sık yeniden kuruluyor. Sergi, izleyiciyi yalnızca yapıtların karşısında durmaya değil; onların içinde düşünmeye, hareket etmeye ve kendi varlığını yapıtın anlamına dahil etmeye çağırıyor.

Kesme Parçası ve deneysel filmler
Yoko Ono’nun ilk kez 1964’te Kyoto’da gerçekleştirdiği Kesme Parçası, sergide 1965 New York performansı ile 2003 Paris performansının dokümantasyonu aracılığıyla temsil ediliyor. Aradan neredeyse kırk yıl geçtikten sonra sunulan bu performanslar, yapıtın zaman içinde değişen anlamlarına güçlü bir bakış sunarken, kalıcı güncelliğinin de altını çiziyor.
Kesme Parçası, sanatçının bedeni, izleyicinin müdahalesi ve kamusal bakış arasında kurduğu kırılgan gerilimle performans sanatı tarihinde ayrıcalıklı bir yerde duruyor. Yapıt, izleyiciye yalnızca tanık olma değil, eylemin etik sınırlarıyla yüzleşme sorumluluğu da yüklüyor.
Bu performans yapıtlarının yanı sıra sergide Film No. 5: Gülümse (1968), “TECAVÜZ” (1968) ve Özgürlük (1970) gibi Ono’nun film alanındaki çalışmaları da yer alıyor. Bu filmler, sanatçının hareketli görüntüyü beden, bakış, şiddet, özgürlük ve algı üzerine düşünmenin bir aracı olarak kullandığını ortaya koyuyor.
Küratoryal çerçeve: Studio One, SSM ve MUSAC işbirliği
Yoko Ono: İçses ve İçyapı, Yoko Ono’nun stüdyosu Studio One, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi ve MUSAC işbirliğiyle ve Akbank’ın desteğiyle gerçekleşiyor. Studio One ile birlikte geliştirilen sergi, MUSAC ve SSM’nin mekânsal özellikleri ile iki kurumun küratoryal yaklaşımları doğrultusunda şekillendi.
Sergi, gezici bir sergi olmaktan çok, kurumsal bir işbirliğinin sonucu olarak konumlanıyor. Yoko Ono: İçses ve İçyapı, 8 Kasım 2025–17 Mayıs 2026 tarihleri arasında León’daki MUSAC’ta izleyiciyle buluştuktan sonra, 25 Haziran–27 Aralık 2026 tarihleri arasında SSM’de yer alıyor.
Serginin küratoryal çerçevesi, Yoko Ono’nun Studio One ekibinden Jon Hendricks ve Connor Monahan, MUSAC Direktörü Álvaro Rodríguez Fominaya ve Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Ahu Antmen tarafından oluşturuldu.
Bu sergide Yoko Ono’yu, popüler tahayyüldeki imajıyla değil, kavramsal sanat, Fluxus, performans sanatı, feminist sanat, katılımcı sanat gibi birçok çağdaş sanat akımına katkılarıyla sanat tarihindeki yeri itibarıyla tanıyor olacağız.
Antmen, serginin Yoko Ono’yu öncü sanatçı kimliğiyle ele aldığını belirterek, sanatçının 1950’lerin sonlarından günümüze çağdaş sanatın seyrini derinden etkilediğini vurguluyor.
“Yetmiş yıla yayılan yapıtları kronolojik bir anlatı izlemeden bir araya getiren sergi, tüm bu yapıtların merkezinde yer alan temel yaklaşımı ortaya koyuyor. Ono’nun yapıtları, mecrası ya da ölçeği ne olursa olsun, izleyiciyi tekrar tekrar aynı davete çağırıyor; yapıtın içine girmeye, katılmaya ve kendi eyleme gücünü fark etmeye. Bu davet müzenin duvarlarının ötesine uzanarak, bağ kurmaya ve değişim ihtimaline açılıyor.”
Connor Monahan, serginin kronolojik bir anlatı izlemeden, Ono’nun üretiminin merkezindeki katılım fikrini görünür kıldığını ifade ediyor.
Yoko Ono müthiş bir sanatçı. Palet yerine kavramlar kullanıyor. Şarkıdan filme, sözcüklerden enstalasyonlara geçiyor; şiir ise hep orada. Çağları aşan bir sanatçı o.
Jon Hendricks ise Ono’nun üretimini, mecralar arasında serbestçe dolaşan şiirsel ve kavramsal bir sanat pratiği olarak tanımlıyor.
Akbank ve MUSAC’tan sergiye dair değerlendirmeler
Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı, çağdaş sanatın insanı düşünmeye, sorgulamaya ve dünyaya farklı bir perspektiften bakmaya teşvik eden dönüştürücü yapısına dikkat çekerek, Yoko Ono’nun eserlerini sanatseverlerle buluşturmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtiyor.
“Akbank olarak kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarımızı girişimcilik, eğitim ve kültür-sanat olmak üzere üç ana başlık altında yürütüyoruz. Fakat kültür-sanatın yeri her zaman ayrı.
Özellikle çağdaş sanat, genç, dinamik ve sürekli dönüşen yapısıyla insanı düşünmeye, sorgulamaya ve dünyaya farklı bir perspektiften bakmaya teşvik ediyor.
Bu anlayış doğrultusunda kurulduğu günden beri Sakıp Sabancı Müzesi’yle farklı projeleri heyecanla hayata geçiriyoruz. Bu yıl da çağdaş sanatın en özgün isimlerinden Yoko Ono’nun eserlerini sanatseverlerle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Şiirden videoya, heykelden enstalasyonlara uzanan sergimiz, ziyaretçiye klasik bir müze deneyiminin ötesinde, çok katmanlı ve yaşayan bir deneyim sunuyor. Tüm sanatseverleri bu özel sergiyi görmeye davet ederim.”
Álvaro Rodríguez Fominaya ise serginin Yoko Ono’nun performans sanatı ve deneysel film alanındaki öncü pratiğini, sanatçının mekân, mimari ve enstalasyona dair düşünceleriyle birlikte ele aldığını vurguluyor.
“Bu sergi, performans sanatı ve deneysel filmin öncülerinden biri olan Yoko Ono’nun geniş kapsamlı pratiğini; sanatçının mekân, mimari ve enstalasyona dair düşünceleriyle birlikte ele alıyor. Sanatçının yetmiş yıla yayılan sanatsal arayışını izleyen sergide, tüm bu unsurlar birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları olarak öne çıkıyor. Yoko Ono’nun sanatına kapsamlı bir yolculuk sunan sergi, izleyiciyi katılım yoluyla sürece dahil ediyor. MUSAC olarak, Sakıp Sabancı Müzesi gibi saygın bir kültür kurumuyla işbirliği yapmak ve Yoko Ono: İçses ve İçyapı gibi anlamlı bir projeyi paylaşmak bizim için büyük bir onur.”
Yükseliş: Kadınlara açık bir çağrı
Yoko Ono, Yoko Ono: İçses ve İçyapı kapsamında Yükseliş (2013) başlıklı yapıtı aracılığıyla kadınlara bir davette bulunuyor. Şiddet deneyimi yaşamış kadınlar, deneyimlerini anlatan yazılı bir metin ve yalnızca gözlerini gösteren bir fotoğrafla çalışmaya katkıda bulunmaya davet ediliyor.

Dünyanın her yerinden her yaştan kadına açık olan bu iletiler, sergi boyunca müzede yer alan Yükseliş enstalasyonunun bir parçası haline geliyor.
Bu çalışmanın bir parçası olmak isteyenler, posta yoluyla Sakıp Sabancı Müzesi adresine ya da e-posta yoluyla [email protected] adresine metin ve fotoğraflarını göndererek projeye katılım sağlayabiliyor.
Çocuklara yönelik atölyeler ve sergi kataloğu
Sergiye, MUSAC işbirliğiyle hazırlanan Türkçe-İngilizce bir sergi kataloğu da eşlik ediyor. Katalogda Ahu Antmen, Álvaro Rodríguez Fominaya, Connor Monahan ve Jon Hendricks’in metinlerinin yanı sıra Yoko Ono’nun kendi yazılarından çeşitli örnekler de yer alıyor.
Sergi süresince SSM Eğitim ve Öğrenme Programları tarafından çocuklara yönelik atölyeler de gerçekleştirilecek. Yoko Ono’nun talimat temelli sanat anlayışından ilhamla kurgulanan bu atölyeler, sanatı yalnızca estetik bir deneyim olarak değil; farklı kuşakları, düşünceleri ve deneyimleri bir araya getiren ortak bir keşif ve üretim alanı olarak ele alıyor.
Katılımcıları hayal etmeye, sorgulamaya ve birlikte düşünmeye davet eden programlar, yaratıcı katılımı merkeze alan çok katmanlı bir öğrenme deneyimi sunacak. Atölyeler aracılığıyla çocuklar barış, iletişim, zaman, hayal gücü ve ifade biçimleri üzerine düşünürken, fikirlerini çizim, yazı ve tasarım yoluyla ifade etme imkânı bulacak.
Yoko Ono kimdir?
Yoko Ono, 1933 yılında Tokyo’da doğdu. 1960’lardan günümüze çağdaş sanatın, müziğin ve performansın seyrini belirleyen öncü çalışmalarıyla tanınan sanatçı, müzisyen ve aktivist, sanat ile yaşam, düşünce ile eylem, izleyici ile yapıt arasındaki sınırları sürekli yeniden kuran bir üretim pratiği geliştirdi.
Japonya’da büyüyen, San Francisco ve New York’ta da dönemler geçiren Ono, Tokyo’daki Gakushuin Üniversitesi’nin felsefe programına kabul edilen ilk kadın oldu. Ardından 1953’te New York’a taşınarak Sarah Lawrence College’da öğrenimine devam etti. 1956’da eşi, besteci Toshi Ichiyanagi ile Manhattan’a yerleşti ve sanatçılar ile bestecilerden oluşan bir çevrede üretimlerini sürdürdü.

1960’ta Aşağı Manhattan’daki Chambers Street’te bir atölye kiralayan Ono, besteci La Monte Young ile birlikte dönemin New York sanat ve müzik sahnesinde önemli bir yer edinen performanslar ve etkinlikler düzenledi. İlk kişisel sergisini 1961’de George Maciunas ve Almus Salcius’un AG Gallery’sinde açtı; sergide Üzerine Basılacak Resim gibi örneklerle Talimat Resimleri yer aldı.
Aynı yılın ilerleyen aylarında Carnegie Recital Hall’da, AOS – David Tudor’a ve Park Dünyasında Bir Greyfurt gibi hareket, ses ve vokal içeren yapıtların yer aldığı bir performans gerçekleştirdi.
Ono, Mart 1962’de Tokyo’ya döndü; Sōgetsu Sanat Merkezi’nde aralarında Nabızın da yer aldığı yeni performanslarını sundu ve Resim Talimatlarını sergiledi. AG Gallery’de gösterilen tuvallerinden evrilen bu yapıtlar, yalnızca yazılı talimatlardan oluşur. Sanat nesnesinin maddi varlığı yerine fikrin kendisini öne çıkaran bu yaklaşım, kavramsal sanatın ortaya çıkışında belirleyici bir ana işaret eder.
Aynı yılın ilerleyen aylarında Ono, John Cage ve David Tudor ile Japonya genelinde bir konser turnesine katıldı. 1964’te Kyoto ve Tokyo’da Kesme Parçası ile Çuval Parçasını gerçekleştirdi ve talimatlardan oluşan kurucu nitelikteki kitabı Greyfurtu kendi olanaklarıyla yayımladı.

1964 sonlarında New York’a dönen sanatçı, performanslar gerçekleştirmeyi ve etkinlikler düzenlemeyi sürdürdü. Aynı dönemde ilanlar ve kartpostal etkinlikleri aracılığıyla sanatını farklı biçimlerde dolaşıma sokarak yeni paylaşım yolları geliştirdi. Film No. 4, Film No. 1 (Kibrit) ve Göz Kırpma/Fluxfilm No. 15in de aralarında bulunduğu ilk filmlerini üretti.
Eylül 1966’da Sanatta Yıkım Sempozyumu kapsamında performans gerçekleştirmek ve konferans vermek üzere Londra’ya davet edilen Ono, burada birkaç yıl kaldı. Indica Gallery ve Lisson Gallery’de sergiler açarak Beyaz Satranç Takımı, Elma ve Yarım Oda gibi nesne temelli kavramsal yapıtlarını sundu.
Aynı dönemde Film No. 4 (Popolar) için yeni bir versiyon da dahil olmak üzere filmler üretmeye ve Zihin Müziği başlıklı konser turnesinde bir dizi performans gerçekleştirmeye devam etti. Indica Gallery’deki sergisinde John Lennon ile tanışması, sanat, müzik ve aktivizme uzanan kişisel ve sanatsal bir ilişkinin başlangıcı oldu.
1969’a gelindiğinde Ono ve Lennon’ın SAVAŞ BİTTİ! Bitmesini istiyorsan kampanyası ile Amsterdam ve Montreal’de gerçekleştirdikleri Barış İçin Yatakta eylemleri uluslararası gündeme taşındı. Ono, bu etkinlikler aracılığıyla kavramsal pratiğini politik ve toplumsal tahayyül alanına genişletti; sanatı aktivizm için uluslararası ölçekte bir zemine dönüştürdü.
1960’ların sonu ile 1970’lerin başında Ono ve Lennon’ın üretimleri müzik, film ve aktivizmi merkeze aldı. Beş yıllık bir süre içinde Ono, dört solo albüm ve Lennon ile birlikte dört ortak albüm yayımladı; aynı zamanda SİNEK, Özgürlük, “TECAVÜZ”, Apoteoz ve Hayal Et de dahil olmak üzere çeşitli filmler üretti.
1971’de ilk müze retrospektifini Everson Art Museum’da Bu Burada Değil başlığıyla gerçekleştirdi. Aynı dönemde New York’taki Museum of Modern Art’ta (MoMA) gayriresmî kavramsal sergisi Modern [F]art Museumu düzenledi.
1973’te Ono ve Lennon, “toprağı olmayan, sınırları olmayan, pasaportları olmayan, yalnızca insanlardan oluşan” kavramsal bir ülke olarak Nutopya’nın kuruluşunu ilan etti. İki yıl sonra oğulları Sean Ono Lennon’ın doğumu, çiftin göz önünden çekilme kararında belirleyici oldu.
1980’de, 1972’den bu yana birlikte kaydettikleri ilk albüm için yeniden stüdyoya döndüler. Double Fantasy, o yılın kasım ayında yayımlandı ve 1981’de Yılın Albümü dalında Grammy Ödülü’nü kazandı. Albümün yayımlanmasının ardından bir aydan kısa bir süre geçtikten sonra John Lennon, New York’taki evlerinin önünde suikasta uğrayarak öldürüldü.
Bu kaybın ardından Ono, müziğe yöneldi ve 1980’ler boyunca birçok albüm yayımladı. Sanatçı bu dönemi, “Hayatta kalmamı sağlayan müzikti” sözleriyle tanımladı. Yapıtlarının müze ve galeri sergilerinden uzun süre uzak kalmasının ardından, 1989’da Whitney Museum of American Art’ta açılan Yoko Ono: Nesneler, Film başlıklı kişisel sergi, yapıtlarına yönelik ilgi ve takdirin yeniden canlandığını gösterdi.
2000’de New York’taki Japan Society Gallery’de başlayan Evet Yoko Ono retrospektifi, dört yıl boyunca on üç uluslararası mekâna taşındı. Ono, 2007’de İzlanda’nın Reykjavik kıyılarındaki Viðey Adası’nda Barışı Düşle Kulesi’ni açarak kendisinin ve Lennon’ın dünya barışına yönelik uzun soluklu bağlılığına kalıcı bir biçim kazandırdı.
2009’da 53. Venedik Bienali’nde Altın Aslan Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görülen Ono, aynı yıl 1973’ten bu yana çıkan ilk Plastic Ono Band albümü olan Between My Head and the Skyı yayımladı. 2018’de ise on üçüncü solo albümü Warzoneu çıkardı.
Ono’nun yapıtları, New York’taki The Museum of Modern Art, Museum of Contemporary Art Tokyo, Londra’daki Tate Modern, Berlin’deki Neue Nationalgalerie, Museum of Contemporary Art Chicago, MUSAC, Los Angeles’taki The Broad ve İstanbul’daki Sakıp Sabancı Müzesi gibi dünyanın önde gelen kurumlarında düzenlenen sergilerle izleyiciyle buluşmaya devam ediyor.
Yetmiş yılı aşan kariyerinde Ono’nun hem sanatçı hem de aktivist olarak ortaya koyduğu üretim, sanatçı ile izleyici arasındaki sınırları sürekli yeniden kuran benzersiz güncelliğini bugün de koruyor.
Yoko Ono: İçses ve İçyapı, 25 Haziran–27 Aralık 2026 tarihleri arasında Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyaret edilebilecek. Sergi, pazartesi günleri hariç her gün 10.00–18.00 saatleri arasında görülebilir.
