Amikam Toren, Gerçeklik I (1983–1984), ahşap ve döşemesiz sandalye. Arter Koleksiyonu. Görsel: Barış Özçetin
Jarosław Kozłowski, H-Köpürenler Dışındaki Her Şey Vızıldıyor (2013), LED tabelalardan oluşan yerleştirme. Arter Koleksiyonu. Görsel: Barış Özçetin

Dünyanın sonuna bugünden bakmak: Sonra yok. Sonrası şimdi.

Arter’in 8 Ekim’de ziyarete açılan yeni grup sergisi Sonra yok. Sonrası şimdi., kıyameti gelecekte gerçekleşecek büyük bir felaket olarak değil, dünyanın ekolojik, politik ve varoluşsal düzlemlerde sürdürdüğü yavaş çöküşün bir parçası olarak ele alıyor

Dünyanın sonu, edebiyattan sinemaya, görsel sanatlardan popüler kültüre uzanan geniş bir anlatı geleneğinde çoğunlukla ani bir felaketle ilişkilendirilir. Nükleer yıkımlar, salgınlar ve doğa olayları, insanlığın sona ilişkin kolektif tahayyülünü şekillendirirken gezegenin çok daha uzun zamana yayılan dönüşümünü sıklıkla görünmez kılar. Arter’in 8 Ekim 2026’da ziyarete açılan yeni grup sergisi Sonra yok. Sonrası şimdi. ise bu alışıldık kıyamet anlatısını tersine çevirerek dünyanın sonunu gelecekteki bir ihtimalden çok, hâlihazırda deneyimlenen bir gerçeklik olarak değerlendiriyor.

Delfin Öğütoğulları küratörlüğündeki sergi, başlığını Amerikalı yazar Cormac McCarthy’nin 2006 tarihli Yol (The Road) romanından alıyor. Büyük bir felaketin ardından hayatta kalmaya çalışan bir baba ile oğlun yolculuğunu anlatan roman, yıkımın kendisinden çok, yıkım sonrasında varlığını sürdüren dünyanın koşullarına odaklanıyor. Sergi de benzer bir düşünsel hareketle kıyameti tekil ve tamamlanmış bir olay olarak ele almak yerine, sonun gündelik hayatın içinde nasıl süreklilik kazandığını araştırıyor.

Sonra yok. Sonrası şimdi. sergisinden görünüm, 2026. Görsel: Barış Özçetin, Arter
Sonra yok. Sonrası şimdi. sergisinden görünüm, 2026. Görsel: Barış Özçetin

Felaketin görünmeyen sürekliliği

Sonra yok. Sonrası şimdi., kıyamet düşüncesinin çağdaş toplumda nasıl üretildiğini, dolaşıma sokulduğunu ve tekrarlandığını sorgularken felaket imgelerinin ardında kalan daha karmaşık süreçlere dikkat çekiyor. Radyasyon, küresel ısınma, hidrokarbonlar ve plastikler gibi insan faaliyetleriyle ilişkili unsurlar, etkileri kuşaklar boyunca devam edebilen ve birbirini besleyen dönüşümlerin göstergelerine dönüşüyor. Sergi, bu süreçlerin yarattığı ekolojik ve politik kırılmaları, dünyanın sonunu belirli bir ana indirgeyen anlatıların karşısına yerleştiriyor.

Alison Knowles, ACE-Bandajı (1974), ahşap kutu içinde asamblaj. Arter Koleksiyonu. Görsel: Barış Özçetin
Alison Knowles, ACE-Bandajı (1974), ahşap kutu içinde asamblaj. Arter Koleksiyonu. Görsel: Barış Özçetin

Arter Koleksiyonu’ndan seçilen yapıtlar, kıyametin sinematik, trajik ve zaman zaman absürt çağrışımlarını farklı ifade biçimleri üzerinden ele alıyor. Sergi mekânına giren ziyaretçiler, ilk olarak kendilerini birer izleyici konumunda buldukları yapıtlarla karşılaşıyor. Hayali bir ekran karşısında felaket haberleri aktaran bir muhabir ya da işlevini yitirmiş cihazlardan oluşan bir yığın, hem medyanın felaketi temsil etme biçimlerini hem de teknolojik ilerleme düşüncesinin geride bıraktığı maddi izleri gündeme getiriyor.

Bu karşılaşmaların ardından sergideki yapıtlar, dünyanın sonuna ilişkin görsel kodların ötesine geçerek çöküşün farklı zaman ölçeklerini ve gündelik hayattaki izlerini görünür kılıyor. Böylece ziyaretçi, tamamlanmış bir yıkımın tanıklığından çok, sonuçları henüz bütünüyle kavranamayan ve devam etmekte olan süreçlerle yüzleşmeye davet ediliyor.

Arter Koleksiyonu’ndan yirmi sanatçı

Arter’in üçüncü katındaki Galeri 3’te düzenlenen sergi, farklı kuşaklardan ve sanatsal yaklaşımlardan 20 sanatçının yapıtlarını bir araya getiriyor. Can Altay, Halil Altındere, Thomas Bayrle, Nermin Er, Ceal Floyer, Alison Knowles, Jarosław Kozłowski, Alicja Kwade, Nicholas Mangan, Olaf Metzel, Nam June Paik, Gerhard Richter & Sigmar Polke, James Richards, Gerhard Rühm, Necla Rüzgar, Hrair Sarkissian, Sin Wai Kin, Amikam Toren, Nasan Tur ve Wolf Vostell’in yapıtları, serginin kavramsal çerçevesi içerisinde bir arada sunuluyor.

Sanatçıların farklı dönemlere ve üretim pratiklerine uzanan yaklaşımları, dünyanın sonu fikrini yalnızca ekolojik bir mesele olarak değil, toplumsal yapılar, teknolojik sistemler, görüntü üretimi ve insanın kendi yarattığı koşullarla ilişkisi üzerinden de düşünmeye olanak tanıyor. Serginin merkezinde ise günümüzün krizleri karşısında giderek daha belirgin hâle gelen bir soru bulunuyor:

Dünyanın sonunu hayal etmek, neden onun çürüyen mekanizmalarının sonunu hayal etmekten daha kolay?

Jarosław Kozłowski, H-Köpürenler Dışındaki Her Şey Vızıldıyor (2013), LED tabelalardan oluşan yerleştirme. Arter Koleksiyonu. Görsel: Barış Özçetin
Jarosław Kozłowski, H-Köpürenler Dışındaki Her Şey Vızıldıyor (2013), LED tabelalardan oluşan yerleştirme. Arter Koleksiyonu. Görsel: Barış Özçetin

Kıyamet sonrası değil, kıyametin içinde

Sonra yok. Sonrası şimdi., dünyanın sonunu kesin bir kopuş ya da bütün sorunları sona erdirecek nihai bir felaket olarak görmenin sınırlarını tartışmaya açıyor. Sergide kıyamet, gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir olaydan ziyade, etkileri birbirine eklenen ve çoğu zaman fark edilmeden olağanlaşan koşullar bütünü olarak beliriyor. Bu yaklaşım, dünyanın nasıl sona ereceği sorusunu, mevcut düzenin hangi mekanizmalarla kendi yıkımını yeniden ürettiği sorusuna dönüştürüyor.

Delfin Öğütoğulları’nın Arter’de Hah! (2025) başlıklı grup sergisinin ardından küratörlüğünü üstlendiği Sonra yok. Sonrası şimdi., Arter Koleksiyonu’ndan seçilen yapıtlarla dünyanın sonuna ilişkin yerleşik anlatıları yeniden düşünmeye çağırıyor.

İstanbul Dolapdere’deki Arter’de ziyaret edilebilen sergi, pazartesi günleri dışında salıdan pazara 11.00–19.00, perşembe günleri ise 11.00–20.00 saatleri arasında görülebiliyor. Sergilere giriş 24 yaş altındaki ziyaretçiler için her gün, tüm ziyaretçiler içinse perşembe günleri ücretsiz. Ayrıntılı bilgiye Arter’in internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.