16. İstanbul Bienali #YedinciKıta, sizin için gezdik

Her iki senede bir, yerli ve yabancı sanatseverlerin akınına uğrayan ve bu yıl on altıncısı düzenlenen İstanbul Bienali başladı

Koç Holding sponsorluğunda, İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 25 ülkeden 56 sanatçının katkılarıyla düzenlenen 16. İstanbul Bienali’ni sizler için gezdik. Küratörlüğünü Fransız akademisyen ve yazar olan Nicolas Bourriaud’ın üstlendiği 16. İstanbul Bienali’ni, şehrin yedi farklı noktasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

Başlamadan Önce

Antroposen: Çoğu bilim insanına göre, ayırt edici özelliği insan faaliyetlerinin gezegen üstündeki etkisi olan, içine girdiğimiz yeni jeolojik çağın adı.

Bienal: Sanılanın aksine bienal, özel bir isim değildir. Fransızca “her bir diğer yıl” veya “yılaşırı” anlamına gelen ve iki yılda bir düzenlenen etkinliklere verilen addır. Çoğunlukla kültürel veya sanatsal faaliyetler için kullanılan bir terimdir. Dolayısıyla İstanbul Bienali de her yıl değil, iki senede bir düzenlenir.

Yedinci Kıta: Küresel ısınmayı bir yana bırakırsak, Antroposen’in yarattığı en gözle görünür etkilerden biri, “Yedinci Kıta” adı verilen devasa çöp yığını oluşumudur: 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde yüzen plastik; 7 milyon ton ağırlığında, okyanusta geniş adalar oluşturan bir atık yığını.

Bienalden Notlar

Biz bu sene, MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ndeki bienali tercih ettik. Girişte veya online olarak alınabilen QR kod ile müzeye kolayca giriş yapılabiliyor. Yerlerde bulunan okları ve oda numaralarını takip ederek gezilmesi öneriliyor, böylece hiçbir eseri atlamamış oluyorsunuz.

Kendiniz gezebileceğiniz gibi, rehberli turlara da katılabilirsiniz. Ortalama bir saat süren turlarda size, öğrenimlerini sanat tarihi ve görsel sanatlar alanında sürdüren öğrenciler eşlik ediyor. Rehberli turlar ile ilgili detaylı bilgi için buraya tıklayabillirsiniz.

Aklımıza Kazınan Eserler

Her biri birbirinden güzel olan eserlerin hepsini paylaşıp henüz ziyaret etmeyenlere spoiler vermek istemedik, o yüzden en beğendiklerimizi sizin için derledik.

1- Mariechen Danz

Haliç tersanesinde bulunanların kopyası olan 2455 adet tuğladan oluşan bu eserde, her tuğlanın üzerine insan organlarının modelleri ve insan bedeninin imgeleri basılmış. Tuğlalar bedenin fosilleşerek mimari yapılara dönüştüğü bir semboller sistemi oluşturarak çevremizin oluşumunda insan emeğinin oynadığı rolü vurguluyor.

 

 

 

 

2- Feral Atlas Collective

Doğaya ve özellikle denizlere verilen zararı okuyup görebileceğiniz gibi aynı zamanda su altındaki canlılara verilen zararı dinlemenizi sağlayan bir eser. İnsanların varlığından bile haberdar olmadığı bu gürültü kirliliğinin deniz canlılarına verdiği ciddi zarara ve distopik öğelere odaklanılmış. Kulaklığı taktığınız anda deniz altındaki gürültü kirliliği tokat gibi yüzünüze çarpıyor.

 

 

3- Johannes Büttner

“Çin’in mezara gömülü terakota askerlerinin zamanından günümüze kadar yöneticiler kitleleri hep kullanageldi ama bu kitlelerin iktidarı kinetik değil, göstergesel güçlerinden geliyordu.” Bu eserde sanatçı, şiddet temsillerini ele almış.

Farklı topraklardan yoğurulmuş yedi heykelden oluşan bu işte, her heykelin altında bir makinenin iskeleti var. Yerden titreşimli bu odada, sanatçının deyimiyle “kontrolü kaybetmiş veya işi şiddete dökmüş algoritmalar ve ağlar dünyasına titreşip sarsılarak tepki veriyor, makine suretinde bir Golem’i serbest bırakıyorlar.”

 

4- Simon Fujiwara

Etkinliğin en dikkat çeken eserlerinden biri olan “Dünya Çok Küçük” adlı bölüm, bir hayli kalabalıktı. Fujiwara, İstanbul yakınındaki bir lunapark düzeneği imalatçısının çöp kutusunda kısmen yıpranmış halde çok sayıda pop ikonu figürünü keşfettikten sonra bienal için on üç mimari maket yaptı. “Bu eserlerde gündelik sivil mimarinin işlevleri kitlesel eğlence dünyasının simgeleriyle birbirine karışıyor. Sanatçının minyatür şehri, fantezinin ve gerçeklerden kaçışın gündelik hayatımızın temel yapılarına nasıl sirayet ettiğine ve bu durumun küresel kapitalizmin vahşi faydacılığını sıklıkla nasıl maskelediğine dikkat çekiyor.”

 

Detayların daha iyi anlaşılması için birkaç tanesinin detaylarını yakınlaştırarak fotoğraflara ekledik. Minyatür ikonlardan ve çok ince detaylardan oluşan bu eserleri mutlaka yerinde görmenizi tavsiye ederiz zira fotoğraflardakinden katbekat güzeller.

 

Daha fazla spoiler vermeye gönlümüz razı olmadı, sizi heyecanlandırmaya yettiğini umuyoruz. 16. İstanbul Bienali’ni hala ziyaret etmediyseniz 10 Kasım’a kadar vaktiniz var. Bir başka etkinlikte görüşene kadar, sanatla kalın!

Daha Fazla İçerik
On iki gezici öykü