Sumerli Ludingirra: geçmişe dönük bilimkurgu

“…bazı yerleri kırık ve bozuk bir kil parçası idi. Neydi bunun özelliği? Niçin bu kadar önemsemişti onu bilim adamları?”  sözleriyle başlar Muazzez İlmiye Çığ, öykülerin bulunup bir araya getirilmesinden bahsederken. Söylediğine göre bu bozuk ve kırık kil parçası nihayetinde dünya Sümerologlarının rahat nefes almasını sağlayacak kadar önemli bir parçaydı… 

Konum, mezopotamya…

Uygarlığın beşiği, Sümer… İlk yazı türü olan çivi yazısı başta olmak üzere, ilk tekerlekli arabalar, çömlekler, önemli bir teknolojik ürün olan saban, geliştirdikleri sayı sistemi ve daha nice icatlarıyla tarihe yön verdiğini söylemek mümkündür bu uygarlığın… Elbette günümüzde Sümer uygarlığı hala ilgi odağı olmaya devam etmekle birlikte hakkında çalışmalar da yürütülmektedir. Bu çalışmaların yürütülmesi esnasında rastlanan bu bozuk ve kırık kil parçasının dili çözüldüğünde ilginç bir durumla karşılaşıldı, bu kil parçası bir adamın anılarını içermekteydi… Bunun üzerine bu kil parçasının bulunduğu topraklarda çalışmalar devam etti. Muazzez İlmiye Çığ, çalışmaların coğrafi konum dolayısıyla ne kadar zor olduğundan bahsediyor eserde lakin nihayetinde tüm bu uğraşlar meyvesini veriyor. 23 tablet çıkıyor ortaya Ludingirra’nın yaşam öyküsünü anlatan. 

Dört bin yıl önce, bizlere çok uzakta değil Fırat ve Dicle nehirlerinin arasındaki bölgede yani Mezopotamya’da kurulan ilk uygarlık olan Sümer’de yaşayan bir insanın dünyayı algılayış biçimini merak eder miydiniz? 

Sümer döneminde yaşayan şair Ludingirra, ulusunun yaşantısını, inanışlarını, hukuk sistemini, ticaret ve iş dünyasını, toplumsal yapısını, aile düzenini, evlerin içlerinden tapınaklarına, akarsularından parklarına dek anlattığı bu eserle sadece Sümer dönemine ışık tutmuyor… Bizlere bazı hislerin insana tesirinin zaman ve mekanla hiçbir ilişkisi olmadığını gösteriyor adeta. Yüzyıllar önce yaşayan bir adamın duygularını paylaşabilmek, kendimizi Sümerli şair ve öğretmen olan Ludingirra’ya yakın hissedebilmek büyüleyici… En çok tesiri altında kaldığım, sevinç, hüzün ve heyecan ortaklıkları oldu eserde. Maddi alemin değişimine bilakis maneviyat…  

Ludingirra’nın yazma amacı duygularını ifade etmekten ziyade unutulmamaktı esasında. O sıralarda Akad’lı yöneticilerin buyruğunda olan Sümer halkının geleneklerini yaşatmak istiyordu yaşlı öğretmen. Babası yazı satardı Ludingirra’nın, unutulmamak için yazıya dökmesi gerektiğini elbette biliyordu ve gelecek nesillere ulaşmanın tek yolu olarak görüyordu yazıyı. Ludingirra’nın eseri ilk kez 4000 yıl önce aralanmamış ve zamanında edebi bir eser olarak görülerek pek çok kopyası farklı şehirlerde ortaya çıkmıştır. Bu kil tabletlerin bir araya getirilebilmesinin mümkünlüğü bu kopyalar ile artmıştır.  

da block

Eserde bahsettiğim üzere Ludingirra, Sümer uygarlığı hakkında önemli olan yaşantılardan bahsetmenin yanı sıra ilk aşkından ve ilk cinsel deneyimden bahsederek okuyuculara manevi dünyasının kapılarını da aralıyor… Örneğin ilk aşkından bahsederken şu satırları yazıyor kil tablete,  

Yanındaki kızların ona seslenmelerinden adının Nindada olduğunu öğrendim. Öyle çekici, öyle tatlı bir hali vardı ki, içimden koşup ona sarılmak, bol bol öpmek geliyordu; fakat bende hiç ama hiç cesaret yoktu, yaklaşmaya bile. Onun yerine, eve gidince onun tatlılığı ve güzelliğini, benim özlem, sevgi ve isteklerimi dile getiren içli şiirler yazıyordum.

Bu eserin yaratıcısı ve aynı zamanda yaşayan en büyük bilim insanlarımızdan birisi olan geçtiğimiz günlerde 106.yaşını deviren Muazzez İlmiye Çığ’ın aydın ruhu bizlere de ilham olmakta, ışığıyla aydınlatmaya devam etmekte. Değerli eserlerine kütüphanenizde yer vermeniz dileğimle… İyi okumalar! 

 

Daha Fazla İçerik
Siemens’ten Contemporary İstanbul’a özel dijital sanat eseri