Netflix ve Birleşmiş Milletler, eğlence sektöründe çığır açan 55 kadın tarafından hazırlanan özel bir koleksiyon yayınlıyor

“İzledi ve Başardı” koleksiyonu, Dünya Kadınlar Gününde öykü anlatımının gücünü ön plana çıkaracak

Netflix ve Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi bugün, Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak üzere dizilerin, belgesellerin ve filmlerin yer aldığıİzledi ve Başardı adlı özel Netflix koleksiyonunu yayınladı. Tüm yıl boyunca izlenebilecek olan bu koleksiyon, kamera karşısında veya arkasında çalışan kadın yaratıcılar tarafından bir araya getirildi. Sophia Loren, Janet Mock, Salma Hayek, Yalitza Aparicio, Millie Bobby Brown, Laurie Nunn, Lana Condor, Petra Costa ve Ava DuVernay bu yaratıcılardan sadece birkaçı.

BM Kadın Birimi Genel Müdür Vekili Anita Bhatia şunları söyledi:

Bu iş birliği, kadınların öykülerini anlatmayı ve onları tüm farklılıklarıyla ekrana taşıma konusunda yaşanan zorlukları aşmayı hedefliyor. Buradaki amacımız, görünmez olanı görünür kılmak. Ayrıca gerçekten gelişmiş bir topluma ulaşabilmek için kadınların ekranda, kamera arkasında ve genel olarak öykülerimizde temsil edilmesinin ve bu süreçlere tam olarak dâhil edilmesinin gerektiğini kanıtlamayı da hedefliyoruz.

Bu yılki teması Nesiller Boyu Eşitlik: Kadın Haklarını Gerçeğe Dönüştürmek olan Dünya Kadınlar Günü için hazırlanan koleksiyon, bizlere ilham veren kadınlara esin kaynağı olan öyküleri öne çıkarıyor. Bu diziler, filmler ve belgeseller (Unbelievable, Luna Nera ve Followers’tan Orange Is the New Black, Lionheart ve Sex Education’a) genellikle zorlu konuların ele alındığı önemli diyalogları tetikledi. Bu diyaloglar, dünyayı görme şeklimizi sorgulamamıza yardımcı oldu.

Aktris Laverne Cox şunları ifade etti: “Gerçek demokrasi için, herkesin tam olarak temsil edildiği bir dünya kurmamız gerekiyor. Kim olduğumuzu gerçekten görebildiğimizde, zihnimizde hem kendimiz hem de birbirimiz için sonsuz imkânlar canlandırabiliriz. Orange Is the New Black, projenin başındaki Jenji Kohan ile yapımda görev alan kadın yönetmenler, senaristler, yapımcılar ve teknik ekip üyeleri sayesinde kendimi bir kadın olarak gerçekten güçlü hissettiğim ilk proje oldu. Öykülerin birbirinden oldukça farklı olan kadınlara eşsiz bir şekilde odaklanması da buna katkıda bulundu. Bu dizi, trans olduğunu gizlemeyen siyahi bir kadın olarak benim için bir alan ve platform sağladı. Böylelikle dizi, trans olduğunu gizlemeyen her ırktan kadına gerçekten insani bir çerçeveden bakılmasını sağladı.”

USC Annenberg Inclusion Initiative’in kurucusu Dr. Stacy L. Smith şunları söyledi:

Televizyon programları ve filmler, popüler kültürü yansıtma ve şekillendirme gücüne sahip. Bu nedenle, daha fazla insanın kendi hayatlarının bir öyküye yansıtıldığını görmesi büyük önem taşıyor. Araştırmalarımız, kamera arkasındaki süreçlere dâhil edilmenin, ekranda daha fazla yer bulmaya yol açtığını gösteriyor. Geçtiğimiz yıl, Netflix orijinal filmlerinin %20’sinin kadınlar tarafından yönetildiğini görmek bize cesaret verdi. Bu kadın yaratıcıları Dünya Kadınlar Günü’nde kutlayacağımız için heyecan duyuyoruz. Eşitliğe ulaşmak için önümüzde hâlâ uzun bir yol var. Ancak dünyanın farklı yerlerindeki yetenekli kadınları takdir etmek suretiyle daha fazla kadını kendi öykülerini anlatmak için teşvik edeceğimize ve bu sayede kadın yaratıcı sayısının artmasını sağlayacağımıza inancımız tam.

Stacy L. Smith sözlerine şöyle devam etti:

BM Kadın Birimi ve Netflix’in Nesiller Boyu Eşitlik kampanyasını desteklemek üzere gerçekleştirdiği ortaklık, kadın hakları konusunda vizyoner bir program olarak kabul edilen Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu’nun yirmi beşinci yıl dönümüne denk geldi. Bu kampanyanın, kadın haklarının hayata geçirilmesine giden yolun cinsiyet eşitliğinden geçtiğine ve bu eşitliğe ulaşılması için kadınların ön plana çıkarılması gerektiğine dair mesajı yayacağını umuyoruz.

Daha Fazla İçerik
7. Boğaziçi Film Festivali’nin ödülleri sahiplerini buldu