Nazım’a Armağan

2002 yılı Nazım Hikmet’in 100. Yaşına girdiği yıl. UNESCO’da umut dolu şairimizi 100. yaş yılını “Nazım Hikmet Yılı” ilan etmiş. O yıl sahnelenen “Nazım’a Armağan” oyunu geçtiğimiz günlerde İKSV’nin YouTube hesabında yayınlandı. Peşi sıra Genco Erkal kendi kanalında oyunu açıklayan bir video paylaştı. Oyun ile ilgili paylaşımlar burada kalmadı ve İKSV Hüseyin Karabey’in yönettiği oyunun prova sürecini ele alan “Şiirden Sahneye Nazım’a Armağan” belgeselini de yayınladı. Sahnelendiği gün orada olamazsak da oyun hakkında genişçe bir bilgi sahibi olabildik bu paylaşımlar sayesinde. Karantina sürecinde daha fazlasını da bekleyebilir miydik bilemiyorum.

Oyun 13. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nin açılışı için Genco Erkal’a sipariş edilmiş. İKSV’nin tek başına yapımcılığını üstlendiği ilk oyun Nazım’a Armağan. Genco Erkal oyunun 5 bölümden oluştuğunu aktarıyor kanalındaki videoda. İlk bölümün meydanlarda okunmak için yazılmış şiirlerinden oluştuğunu ve bu bölümün amacının Nazım’ı hapishaneye götüren kişiliğinin ortaya konması olduğunu söylüyor. İkinci bölüm hapishane yıllarından oluşuyor. Üçüncü bölüm açlık grevi dönemi, dördüncü bölüm hapishaneden çıkışı ve son bölüm ise sürgün yıllarını anlatıyor . Tamamında koreografi olan oyun iki aylık yoğun provalarla sahneye konmuş. Oyunun bir ayin gibi kurgulamış Genco Erkal. Tragedya olarak kaleme alınan oyunun korosu ile Genco Erkal’ın kendi deyimiyle Türk Tiyatrosunun milli takımından oluşuyor. Zeliha Berksoy, Yıldız Kenter, Jülide Kural, Zuhal Olcay, Tilbe Saran, Sema, Zeynep Tanbay, Işık Yenersu isimleri Genco Erkal’ın ne kadar haklı olduğunun göstergesi. Bu kadar farklı ekolden kendi ekollerinin zirvesindeki kişilerin aynı koroda eritilmesinin ise zor olduğunu ekliyor sözlerine. Müzikalin bestecisi Selim Atakan, ışık düzeni ise Kemal Yiğitcan’a ait. Genco Erkal sahne tasarımı için sanki açık hava sahnesinde yıllardır duruyor gibiydi diyor Metin Deniz’in dekorları için.

da block

Seyrettikten sonra neden herkes aynı rol dağılımına sahip değil diye düşünecekler için sebepleri de sıralayayım. Yıldız Kenter eşinin rahatsızlığı nedeniyle oyundan ayrılmış fakat daha sonra tiyatroya karşı gelememiş ve geri dönmüş. Sadece ilk ve son sahnede bir rol almak ricasını ise Genco Erkal kırmamış. Ayla Algan ise yoğunluk nedeniyle sadece Nazım’ın annesi ressam Celile Hanım rolü ile karşımıza çıkıyor. Zuhal Olcay’ın sürekli sahnede olamama sebebi ise ses tellerinden yeni ameliyat olmasıymış.

Elindeki meşale ile dekorun ortasındaki ateş kuyusunu canlandırarak sahneye giriyor usta oyuncu. Ve iki saate yakın bir süre Nazım’ı Nazım’ın şiirleriyle tanıyoruz. Oyunun başından sonuna kadar her duygunun sınırına gidip geliyoruz. Sanatın tüm duyularınıza dokunduğunu ise oyun bitince fark ediyorsunuz. Ve Nazım’ın yaşamaya ve dünyaya olan umudunu hatırlarcasına yüzümüzde bir tebessüm ile son sahneden ayrılıyorsunuz. Oyuna dair Genco Erkal’ın en büyük üzüntüsü ise sadece 7 kere sahnelenmiş olması. Bu oyun ile yurt dışında gösterimler yapabileceklerini; oyuncuların bu kapasitede olduğunu belirtiyor. Uzun süre sahnelenememiş olması Türk tiyatrosu açısından üzücü. Ve belleksiz bir tiyatro bizimkisi , diyor Erkal bir çok oyunun kayda alınmadığını ve geleceğe kalamadığının altını çizerken. Nazım’ın umudunu yeniden hatırlamak ve Türk tiyatrosunun zirvesini aynı sahnede görmek için oyunu tekrar tekrar seyretmenizi öneririm.

Daha Fazla İçerik
Canon’dan başarılı hikaye anlatıcılarına Visa pour l’image 2020’ye özel 3 farklı burs