Lev Tolstoy

İvan İlyiç, Dasein ve ölüm kavramı

İki büyük ustanın iki büyük eseri arasındaki paralelliği sağlayan gerçeklik: Ölüm

Martin Heidegger

Dasein, varoluşçu filozof Martin Heidegger’in ustalık ürünü Varlık ve Zaman’da geçen, insana özgü varlık deneyimini, bireyin bilinci ve harici dünya arasındaki ikiliği irdelemek ve açıklamak için başvurduğu, ‘orada olan, oradaki varlık’ manasına gelen temel terimdir. Dasein’ın hermeneutik yolculuğunun bütünleyici parçalarından bir tanesi, ne zaman karşılaşılacağı belirsiz olduğundan çoğu insan için morbid ve gerçekleşene kadar kayıtsız kalınacak bir kavram olan ölümdür. Oysa ölüm, bütünüyle kayıtsız kalınması veya bilakis kişiyi kontrolsüzce anksiyeteye sürüklemesi için kişiye çok yakın, aynı zamanda kişinin ontik ve ontolojik yapısını kavrayışı yolunda limitsiz bir fenomendir. Heidegger, kitabında kişinin ölümle olan dirsek temasını şöyle açıklar:

İnsan doğar doğmaz derhal ölebilecek kadar yaşlıdır.

Yaşam ve ölüm kavramlarını, yarattığı hikayeleriyle ustalıkla homojenize eden yazar Lev Nikolayevich Tolstoy, meşhur kitabı İvan İlyiç’in Ölümü’nde, İvan İlyiç isimli bir hakimin, ölümün ona yaklaşışını durduramadığı için kendisinde patolojik bir saplantı haline gelişini anlatır ve İlyiç’in iç monologları vasıtasıyla karakterin ruh dünyasını, çırılçıplak ve ham bir biçimde okuyucuya sunar. Ölüm nosyonunun bir adamın hayatında somutlaşmasına yakından tanık olunan hikayede Tolstoy, ölümü nesnellikten uzaklaştırmış hatta bir o kadar şahsileştirmiştir.

Hikayenin başlarında, ölüm, günlük hayatta akla geldikçe rahatsızlık veren fakat hemen akabinde unutulan bir mefhumdur, ta ki İvan İlyiç, ölümün nihai bir gerçeklik olduğunu ve ondan gizlenmenin anlamsızlığını fark edene kadar. Ölümün kişiye yaklaşmaya başladığı an, insanın yaşamaya başladığı anla aynıdır. Heidegger’in “ölüme yönelik olma” ifadesi, İvan İlyiç’in farkındalık yaşadığı noktalarda can bulmaya başlar. İçinde bulunduğu bu durum İlyiç’e, gerçekliğinin ve sonluluğunun sınırlarını sorgulatır. Ölümün yaşamla iç içe bir fenomen olduğunu anlamaya başladığında ise Dasein’a otantik varoluşunun ağır ve görkemli kapıları aralanacaktır. Kişinin, ‘birisi’liğinden ve hayatını domine eden kaygısının esaretinden kurtulmasının yolu budur.

da block

İvan İlyiç’in kaygısı oldukça tabii bir tepkidir çünkü Dasein’ın kaygısının oluş sebebi temelde dünyayla kurduğu ilişkidir. Başkalarının başına geldiğinde tam olarak deneyimlenemeyen, sadece deneyimlenmesine şahit olunan ölüm, kişinin kendisini ziyaret edene kadar doğal, o noktada ise kişi için doğallıktan olabildiğince uzaktır. Onu rasyonelleştirmeye ve geçmişi ile ilgili pişmanlıklar yaşamaya başladığında ise ölüm tam karşısındadır ve gözlerini doğruca ona dikmiştir.  Oysa ölüm, ‘ölüme doğruluk’u kıymetlendirmekte ve sonunda gerçekleşmesiyle ‘ben’i, Dasein’ı ikmal etmektedir.

Ölüme yönelik yolculuğunda günlük yaşamın sathi değerlerine kendini bilinçsizce teslim edişinin pişmanlığı ve ızdırabıyla can verir İvan İlyiç. Dasein’ın oluşu, ölümün gerçekleşmesiyle biter ve mevcudiyetinin eksikliği kapanır.

‘Prosti’1 diye eklemek istedi, dili dolaşarak ‘Propusti’2 dedi. Kendinde yaptığı yanlışı düzeltecek gücü bulamayınca elini salladı. Anlayacak olan anlardı nasıl olsa…

  1. Affet.
  2. Bırak geçeyim.
Daha Fazla İçerik
Farklı disiplinlerden 7 sanatçının eserleri “Altı Üstü” adlı sergide bir araya geldi