İsyanın sesi ve bir neslin sözcüsü Kurt Cobain

Özellikle rock müziğe ilgi duyan insanların bilmesi gereken sanatçılardan biridir Kurt Cobain. Seveni kadar sevmeyeni de olsa da rock yıldızlarının neredeyse hepsinde bu durum gözükebilir. Nirvana grubunun lideri ve sesi olarak tecavüz, ırkçılık, şiddet, cinsiyet ayrımcılığı ve bunun gibi daha pek çok konudaki isyanını şarkılarıyla göstermiştir.

Acıyla ve yalnızlıkla büyümüş bir gencin hikayesi

90’lar müziğinin belki de en ikonik ismi diyebileceğimiz Cobain, yalnız ve kötü bir çocukluk geçirdi. Kurt’un annesi, babasıyla o henüz 8 yaşındayken boşanması, Kurt’un bunalımının başlangıcı olduğunu söylüyor. O zamanlar da rock müzikle iç içe olan Kurt, 9 yaşına kadar Beatles dışında hiçbir grubu dinlememiş. Sonra Kiss, Led Zeppelin ve Black Sabbath gibi grupları da çokça dinlemiş. Kendi müziğinde de bu dinlediği grupların çok etkisi olduğunu söylüyor. Müzik alanında yapmış olduğu ilk faaliyet ise 12 yaşında Aberdeen’de müzik yapan The Melvins grubunda vakit geçirerek gitar öğrenmek oldu.

 

Kurt Cobain’in henüz beş yaşındayken çekilmiş bir fotoğrafı, 1972

 

Dağınık bir hayatı vardı ve ileride en yakın arkadaşı ve Nirvana’nın bas gitaristi Krist Novocelic, Kurt’un kendini hiç beğenmediğini, aynada kendine sürekli çirkin biri olduğunu söylediğinden bahsetmiştir. Hatta bir gün çirkin olduğu için ciddi anlamda ağlamıştır.

 

 Mutsuz ve sinirli bir genç tüm nesli temsil ediyor

Böylesine depresif bir yaşam sürmesine yol açan asıl sebebi bulmak zor fakat yaşadığı küçük olaylar büyüyüp birikmiş iç dünyasında. Şarkılarında da genelde bu depresif havayı hissedebilirsiniz. Fakat depresifliğin yanı sıra isyankar bir sesi olduğunu da es geçmemek lazım. Sadece kendi yaşadıklarını değil başkalarından duyduğu hikayeleri de şarkılarında anlatır. Yani yazdığı şarkılar kişisel değil, hatta ağırlıklı olarak toplumsal sorunları ele alıyor. Fakat şarkının söylenişindeki duygu ve his tamamen Kurt’a özgün.

 

Kurt, o dönemki olayların ve genç neslin bir sözcüsü konumundaydı. Gençlerin yaşadığı problemleri, ailelerinden gördüğü kötü muameleyi şarkılarında bahsetti ve gençlerin ailelerine söyleyemediği şeyleri söyledi. Onların sözcüsü oldu.

 

Kurt Cobain Rio de Janeiro’da bir hayranıyla, 23 Ocak 1993

 

Bu yüzden gençler onu çok sevdi, çok ilgi gösterdiler ona. O da bunu her ne kadar sevmek istese de ona gösterilen aşırı ilgiden hoşlanmadı. Çünkü, istemediği bir hayatı yaşamaya başlamıştı. Medya, paparazziler tıpkı bir avcı gibi onun attığı her adımı takip ediyor, kişisel bir sorununu yakalar yakalamaz onu yiyorlardı. Bu durum, Kurt’u gittikçe daha içine kapanık ve daha mutsuz bir insan olmasına yol açtı.

 

Her geçen gün Kurt, daha sinirli bir hal alıyor, bu sinirini yazdığı şarkılarla atıyordu. Şarkılarını söylerken içindeki sinirin dışarı çıkmasına izin veriyordu. Siniri, onun içindeki şeytan gibiydi fakat bu şeytan onun sesini daha etkileyici yapıyordu.

 

Kurt Cobain, fotoğraf New York Times’dan alınmıştır.

 

Fakat içindeki şeytanla verdiği savaş bir yana, ona gelen öldürme tehditleri, paparazzilerin her hareketini takip etmesi, kısacası ünlü olmanın getirdiği tüm kötü yanlarla da bir savaş veriyordu.

 

Kurt’un zehirle savaşı

Kurt, kişisel hayat bakımından da dengesiz bir hayata sahipti. Oldukça da sağlıksızdı. Çok ağır bir mide rahatsızlığı vardı. Midesine öylesine ağrılar giriyordu ki, acısından bir köşede hiçbir şey yapamadan oturarak saatlerce soğuk terler döküyordu. Bu ağrılarını geçirmek için eroin kullanıyordu. Fakat ağrılar günler geçtikçe daha çok artıyor, onu daha da öldürüyordu. O da bu acı arttıkça, eroin kullanımını da arttırıyordu. Grup içinde bu konuda çok tartıştılar ve arkadaşlarının hakkı vardı. Çünkü en yakın dostları gözlerinin önünde kendini öldürüyordu.

 

Bu bağımlılık onun hayatının çöküşünü gözler önüne seriyordu. Bunun yanı sıra eşi Courtney Love’da ona benzer bir hayat yaşıyordu. Hamile kaldığında, uyuşturucu kullanmaya devam etti ve çocuk doğduğunda ebeveynlerinden alınma ihtimali oldukça yüksekti.

Kurt Cobain ve eşi Courtney Love

 

Kurt Cobain, sevgiyle tanıştı

Böylesine tehlikeli bir hamilelik geçirmesine rağmen Kurt ile Courtney’in çocuğu oldukça sağlıklı doğdu ve Kurt, hayatında ilk kez gerçekten bir insanı sevdi. Saf ve gerçek sevgiyi küçük, tatlı kızıyla tattı ve onu hayatının en önemli parçası olarak gördü. Artık, müzik, ün, para bunların hiçbir önemi yoktu onun için. Kızı artık her şeyin üstündeydi.

 

da block

Bundan sonra yapacağı ve önceden yapmış olduğu neyi varsa kızı içindi. Bu boktan ve karanlık Dünya’daki tek ışığıydı o. Onu çok seviyordu. Bağımlılığından kurtulacak, temiz bir hayata başlayacaktı. Fakat uyuşturucu bağımlılığı bir türlü bırakmadı peşini. Hayatı boyunca kovaladı onu. Kızı dünyaya gelene kadar o da bu bağımlılığı sevse de kızıyla birlikte bundan kurtulmaya karar vermişti.

 

Kurt Cobain ve küçük kızı Frances Bean Cobain

 

Kızının doğumu ona hayat umudu vermiş gibiydi. Uyuşturucudan kurtulabilmek için tedavi görmeye başladı. Sağlığını geri kazanmak için bir süre gruptan ayrı vakit geçirdi. Dediği üzere, konser sonrası partilere hiç kalmıyor, direk otel odasına çıkıp uyuyordu. Sonunda da grup arkadaşlarıyla konuşarak, bir süre ara vermek istediğini söyledi. Arkadaşları bunu olumlu karşıladılar.

 

Bir süre sonra yine bu tempoya geri döndüler ve konserler vermeye başladılar. Fakat Kurt’un toparlandığı düşünülse de o halen kötüydü. Roma’da kaldığı bir otelde çok ağır bir ilacı aşırı dozda şampanya ile karıştırarak içti ve ölümün kıyısına çok yaklaştı. Gerçi, Kurt sürekli ölümün kıyısında gezinen bir sağlık durumundaydı. Hayatta kalmak için çabalıyordu, sağlığını biricik kızı için toparlamak ve ona babalık yapabilmek için savaşıyordu.

 

Fakat bu savaşı çabukça kaybediyor, hayata olan umudunu hemen yitiriyordu. Yine dönüyordu uyuşturucu denen illete. En sonunda da ölümün kıyısında gezinirken, suya kapıldı.

 

Ölümünün cinayet mi yoksa intihar mı olduğu halen tam olarak bilinmiyor fakat aşırı dozda eroin kullandığı ve öldüğünde göğsünün üzerinde bir tüfek olduğu kesin. Tek bir kurşun ile kafası parçalara ayrılmıştı.

 

Boddah’a

Ayrıca öldüğü odada, bir mektup vardı. Mektubun üzerinde ‘’Boddah’a’’ yazıyordu. Boddah, Kurt’un çocukluğundan beri yanında olduğuna inandığı hayali arkadaşıydı. Mektup bir saksının içinde çamura bulaşmış bir şekilde duruyordu.

 

Kurt Cobain’in öldüğü odada bulunan mektup.

Mektupta şunlar yazıyordu:

 

“Halen çocukça şikayetler eden, tükenmiş ve tecrübeli bir ahmağın ağzından konuşuyor olmak. Bu bayağı kolay anlaşılabilir bir not olmalı. Yıllar boyunca, diyelim ki, cemiyetimizin serbestliği ve benimsemesi ile ilgili ahlak punk rock başlangıç derslerinden alınan öğütlerin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamıştır. Çok uzun yıllardır dinlemekten okumak, yazmak ve yaratmaktan da olduğu gibi heyecan almadım. Bunlar için kelimelerle anlatılamayacak bir suçluluk duyuyorum.

Mesela sahne arkasındayken ve ışıklar sönüp kalabalığın çılgın tezahüratı karşısında, beni hayran olduğum ve kıskandığım Freddie Mercury’e olduğu gibi etkilemedi. Gerçek şu ki sizi aptal yerine koyamam. Hiçbirinizi. Bu basitçe ne sizin ne de benim için adil değil. Aklıma gelen en kötü suç, insanlara karşı sahtekarlık yapıp %100 eğleniyormuşum gibi görünerek dolap çevirmek. Bazen sahneye çıkmadan önce saati yumruklamak, zamanı durdurmak geçiyor içimden. Kulisteyken, ışıklar söndüğünde duyduğum çığlıklar da etkilemiyor beni.

Gücümün yettiğince değer vermek için her şeyi denedim ve deniyorum. Tanrım, inan bana deniyorum, ama bu yeterli olmuyor. Benim ve bizim birçok insanı etkilediğimiz ve eğlendirdiğimiz gerçeğine saygı duyuyorum. Elden kaybolduktan sonra kıymet veren biri, o narsistlerden biri olur. Ben çok hassasım. Bir zamanlar bir çocukken sahip olduğum hevesi yeniden kazanmak için biraz uyuşmaya ihtiyacım var. Son üç turumuzda şahsen tanıdıklarıma ve müziğimizin hayranı olan tüm insanlara daha çok değer verdim, ama hâlâ herkes için beslediğim asabiyet, suçluluk ve anlayışı aşamadım.

Hepimizin içinde iyilik var ve sanırım insanları çok fazla seviyorum. Öyle çok ki, bu beni mutsuz hissettiriyor. Üzgün, küçük, hassas, değer vermeyen balık burcu. Neden tadını çıkarmıyorsunuz? bilmiyorum! İhtiras ve anlayış yemini eden cazibeli bir karım var ve bana eski halimi çok fazla hatırlatan bir kızım. Sevgi ve neşe dolu, her gördüğü insanı öpüyor çünkü herkes çok iyidir ve ona kimse zarar vermez! Frances’in üzgün, kendine zarar veren, ölü bir rock’çı olduğumu düşünecek olmasına dayanamıyorum. İyi yapıyorum, çok iyi.

 

Ve minnettarım, ama yedi yaşından beri insanlara karşı genel bir nefret duydum… Sırf insanlara iyi geçinmek ve anlayış sahibi olmak çok kolay görünüyor diye. Anlayış! Sanırım sadece insanları çok sevdiğim ve onlara çok üzüldüğüm için. Geçen yıllar boyunca mektuplarınız ve ilginiz için alevler içindeki mide ağrısı cehenneminden hepinize teşekkür ediyorum.

Ben çok kararsızım, ümitsizim! artık eski tutkum yok, ve şunu hatırla, sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir.

Barış, sevgi ve hoşgörü dileğiyle, Frances ve Courtney, sunağınızda olacağım. Lütfen hayatına devam et Courtney. Frances için. Hayatı bensiz çok daha mutlu olacak… Sizi seviyorum, sizi seviyorum!”

Daha Fazla İçerik
Gary Oldman ve Antonio Banderas - The Laundromat
Netflix’in Steven Soderberg imzalı yeni filmi The Laundromat’ın fragmanı paylaşıldı