Elsa ve Jojo, Jojo Rabbit

“Hayat bir lütuftur.”

Almanya'daki ırkçılığa ve zamanın diktatörü Hitler'e mizahî yönden yapılmış bir eleştiri. Aynı zamanda da hayatın değerini anlatan bir yapıt. Karşınızda Taika Waititi'nin eseri Jojo Rabbit...

Geçtiğimiz sene vizyona giren Jojo Rabbit, Jojo (Roman Griffin Davis) adında küçük bir çocuğun gördüğü yanlış öğretilerin farkına vararak o düşüncelerin kendisine verdiği zararı görme sürecini anlatıyor.

Bu arada yazı spoiler kaynıyor. Uyarımı yapmış olayım sonra bozuşmayalım!

Jojo, Hitler (Taika Waititi)’e sempati besleyen ve onun için savaşmayı göze alan küçük bir çocuk. Hitler’e olan sevgisi öylesine büyük ki Hitler’i hayali arkadaşı olarak görüyor ve Hitler onun en yakın arkadaşı. Onu dinleyerek kararlarını alıyor, resmen onun kendini yönetmesine izin veriyor. Akıl hocası olarak gördüğü kişi diyebiliriz.

Adolf Hitler ve Jojo, Jojo Rabbit

Almanya’da Hitler’in fikirlerini çocuklara aşılayan ve onlara onun görüşlerini benimseten Nazi Gençlik Kampı’na katılan Jojo, Hitler’in öğretilerini ve Almanlar dışındaki tüm ırkların -özellikle de Yahudilerin- insan olmadığını öğrenerek büyüyor. Yani çocukluğunun en güzel dönemlerinde oyun oynayarak büyümesi gerekirken bu çocuk, Hitler için savaşmayı tercih ediyor.

Kampta Jojo’ya öğretilen şeylerden biri ise aşk duygusunun sadece işsiz güçsüz insanlara özgü olduğudur. Bu tarz sığ düşüncelerin içinde boğulan bu küçük çocuk, acımasız bir robot olmaya çok yaklaşmışken tanıştığı biri onu öylesine etkiler, öyle duygular yaşatır ki tüm öğrendiklerinin palavra olduğunu anlamaya başlar.

Bu küçük çocuğumuzun annesi Rosie (Scarlett Johannson), gizli bir Nazi karşıtıdır. Oğlunun yetiştirildiği zihniyetin tam tersini savunan bu kadın Jojo’ya veya dışarıdaki kimseye bu karşıtlığını belli etmez. Çünkü belli ederse veya yakalanırsa sonu kaçınılmazdır: idam. Bu kadın Jojo’ya hayatın ne kadar güzel ve yaşamaya değer olduğunu, duyguların ne kadar değerli olduğunu ve hayata şükrettiğini göstermenin en iyi yolunun dans etmek olduğunu her ne kadar anlatsa da Jojo bunun tam tersine bir eğitim almış ve o eğitimle büyümekte.

Rosie Betzler ve Jojo, Jojo Rabbit

Hayat bir lütuftur. Bunu kutlamalıyız. Dans ederek Tanrı’ya şükrettiğimizi göstermeliyiz.

Yahudiler, Almanlar tarafından görüldüğü yerde katlediliyor ve şansı olanlar varsa Hitler’in görüşlerine zıt fikirlere sahip olan insanların evlerinde barınıyorlar. Bu şanslı olan Yahudilerden birisi Rosie sayesinde Jojo’nun evinde yaşamaya başlar. Bu genç kızın ismi Elsa (Thomasin McKenzie)’dır.

Jojo, bir gün annesinin odasında duyduğu bir sesle evde Yahudi bir genç kız olan Elsa’nın evlerinin üst katında gizli bir bölmede yaşadığını anlıyor ve onunla tanışıyor. Rosie, Elsa’yı Jojo’dan gizlemeye çalışsa da yaşanan bu olay onların tanışmasına vesile oluyor.

Elsa ve Jojo, Jojo Rabbit

İlk başta Jojo, kendisine öğretilenlerden dolayı bu kızın şeytan olduğunu ve evde yaşayan bir hayalet olduğunu düşünüyor. Elsa, aslında ondan farklı olmadığını onun da kendisi gibi insan olduğunu söylese de Jojo’ya kendini bir türlü inandıramıyor. Bunun üstüne, kendi ırkını merak eden Jojo’ya, Yahudiler gece yarasa gibi uyurlar, diğer ırklardan farklı olarak insanların aklını okuyabilirler gibi daha birçok şeyi zırvalıyor ve Jojo da fazla saf olan aklıyla bu dediklerinin hepsine inanıyor ve bunları kitaplaştırıyor.

da block

Bu olayların üzerinden belli bir zaman geçiyor, artık Jojo ile Elsa birlikte vakit geçiriyor ve eğleniyorlar.  Zamanla samimileşip birbirlerinin arkadaşı oluyorlar ve Jojo yavaş yavaş o sığ düşüncelerden kurtulup özgürlüğüne kavuşmaya başlıyor.

Hitler ve ırkçılık üzerine yapılan kara mizah denecek biçimde ağır fakat bir o kadar da cesur eleştirilerle film oldukça güzel bir hale gelmiş. Film, şaka yoluyla yapılan bu eleştirinin yanısıra yaşadığımız hayatın ne kadar değerli olduğunu ve bu hayata sahip olmamızın büyük bir şans olduğunu gösteriyor.

İzlerken üzülüyoruz, seviniyoruz, şaşırıyoruz kısacası her türlü duyguyu Jojo’yla birlikte yaşıyoruz. Jojo’nun zamanla nasıl değiştiğini ve öğrendiklerinin aslında ne kadar vahşice olduğunu kavrama sürecini görüyoruz. Çocukların kandırılmaya ne kadar müsait olduğunu, ırkçılığın ne kadar acımasız olduğunu, insanların ırk farklılığı uğruna ne kadar vahşileşebileceğini bize resmeden bu güzel film, bir hayat dersi niteliğinde.

Bırak ne olacaksa olsun,

Güzellik ve de vahşet,

Sen yoluna devam et

Gelip geçer tüm hisler.

-Rainer Maria Rilke

Daha Fazla İçerik
The Crown’un 3. sezon resmi fragmanı paylaşıldı