The Creation of Adam, tahmini 1512, Michelangelo

Creation of Adam (ya da tanrının?) ve Westworld

İnsan beynine bir övgü denemesi

Adem’in Yaratılışı (Creation of Adam) 16.yüzyılın başlarında İtalyan sanatçı Michelangelo tarafından yapılan bir fresk, bir popüler kültür öğesi olarak da zihnimizin kolayca tanıdığı bir görüntü. Peki, bu yapıtın altında yatan anlam tam olarak ne?

Evet, elbette bu fresk “Adem’in Yaratılışı”na dair bir anlatıyı barındıran bir yapıt. Ama bunun altında barındırdığı gizli mesajlar ve daha derin bir anlam var mı?

Biz burada baştan aşağı bir eser analizi yapmayacağız. Yapacağımız şey bu esere daha yüksek anlam katmaya yönelik çabaları barındıran bazı teorilere göz atmak ve Westworld dizisinin bu freske hangi bağlamda atıf yaptığıyla dizinin hikayesinin yine hangi bağlamda bu freskle paralellikler kurduğunu incelemek olacak.

Çoğunlukla kabul görülen şekliyle Adem’in Yaratılışı, İncil’deki Yaratılış kısmında Tanrının insana hayat verişinin anlatıldığı hikayeyi resmetmektedir. Tanrı bulunduğu daha yüce makamdan uzanarak insana hayat vermek için parmağını kullanmıştır ya da kullanmak üzeredir. Freskte Ademle Tanrının parmakları birbirine temas etmemektedir.

Creation of Adam (Kırpılmıştır), tahmini 1512, Michelangelo

Eserin analizi söz konusu olduğunda teorilerden birisi Tanrının, yanındaki figürlerin ve onları çevreleyen şeklin birlikte anne rahmini temsil ettiğidir. Bu durumu eserin tümü açısından doğumun kendisiyle de insanın yaratılışıyla da ilişkilendirebiliriz.

Bir başka teori de Michelangelo’nun anatomideki derin bilgisi göz önüne alınarak ortaya konulmuştur. Adem’in gövdesinin normal bir insan gövdesinden olan farkı gövdede ekstra bir tane kaburga olmasıyla açıklanmıştır. Bu kaburga daha sonra Havva’nın yaratılışında kullanılacak olan kaburgadır.

“Adam” detay, Creation of Adam, tahmini 1512, Michelangelo

Bahsedeceğimiz son ve Westworld’le de ilişkili olan teori ise Tanrı’nın ve yanındaki figürlerin arkasında yer alan şekli masaya yatırır. Eserin yapılışından 500 yıl sonra bir bilim insanı bu şeklin insan beyni olduğunu iddia etti. Beyin teorisine göre Tanrı beynin tam merkezinde yani duygu ve davranışlarımızın düzenlendiği limbik sistemin olduğu noktada duruyordu.

“God” detay, Creation of Adam, tahmini 1512, Michelangelo

Bu teoriyi yanlışlayan birden fazla gösterge var, bunlardan bir tanesi bu freskin aslında dokuz ana sahneyi içeren daha büyük bir anlatının parçası olması. Bu dokuz sahnede dünyanın yaratılışı, insanın yaratılışı ve peygamberlere dair anlatılar gibi birçok sahne var ve “Creation of Adam” bunlardan yalnızca birisi. Teori de eserlerin tümüne birlikte bakıldığında çok bir anlam ifade etmemekte.

Lakin Westworld adlı bilinç, varoluş ve acı gibi kavramları “Host” adı verilen yapay zekaya sahip gelişmiş robotlar üzerinden anlatan dizide teori doğru kabul ediliyor. Daha fazlası olarak teoriye bir de yorum katılıyor ve hikayeyle bağlantılı kuruluyor.

Bundan sonrası Westworld’e dair spoiler içermektedir

Westworld’de “Host”ların 1.sezon boyunca kendi içlerine yaptıkları yolculuk labirent ile sembolize edilmişti. Anthony Hopkins’in canlandırdığı Ford karakterinin getirdiği yeni güncelleme ile Host’lar artık eski versiyonlarındaki hatıralarına ulaşabilir hale geliyordu. Zihinleri insan zihninden farklı olarak duygu hafızaları farklı olacak şekilde inşa edilmişti. Yeni güncellemeyle birlikte ne zaman bir anıları gün yüzüne çıksa o anda yaşadıkları ve hissettikleri ne varsa tekrar aynı şekilde ve yoğunlukta yaşıyorlardı. Böylece Host’lar hem yaşadıkları hayatın sahte olduklarını anlayabiliyorlar hem de başlangıçta bir koddan ibaret olan duygularını tekrar tekrar yaşayarak kendi kararlarını almaya başlıyordu. Labirent ile sembolize edilen bu yolculuk da işte tam bu güncellemeyle başlıyordu.

da block

Sezon boyunca özellikle Dolores ve Maeve üzerinden takip ettiğimiz uyanış ve bilinç inşası hikayesi finalde tamamlanıyordu. Hikayenin tümünün anlaşılmasında “Bicameral Mind” teorisinin de önemi var. Bu teori ilk insanların beyninin yapısının kendisine emir verecek şekilde çalıştığını ve eski insanların kendi beyinlerinden gelen bu emirleri daha yüksek bir gücün yani tanrının emirleri olarak duyduğunu iddia eder.

Bütün bunları bir araya getirdiğimizde gördüğümüz şey şu oluyor: Host’ların anılarının ve geçmişte hissettiklerinin izinden gittikleri bu yolculuğun sonunda labirentin merkezine yani bilince ulaşıyorlar. Bilincin en ilkel halini ilk insanların kendilerine verdikleri basit komutlarla çalışan bir yapı olarak kabul edersek Host’lar da işte bu yolculuğun sonunda bilincin bu en ilkel halinden daha yüksek bir bilince ulaşıyorlar.

Bu da şöyle gerçekleşiyor:

Ford karakterinin bu yolculukta Host’lara yardım ettiğini ve onlara yol gösterdiğini görüyoruz. Ford’un Host’ların yaratıcısı olan Arnold karakterinin sesini zihinlerinde duymaları için gösterdiği çaba başarılı oluyor. Dolores üzerinden sürdürülen bu hikaye Dolores’in yolculuğu boyunca Arnold’un sesini duyarak sesin söylediklerini takip etmesi üzerinden işleniyor. Sezon finalinde ise Dolores’in Arnold’un ses tonuyla duyduğu bu sesin aslında Arnold’un yani Tanrı’sının sesi değil kendi sesi olduğunu anlamasıyla hikaye tamamlanıyor. Böylece labirentin merkezine bir tanrıya ihtiyaç duymadan gelen Dolores bilince ulaşmış oluyor. Tanrısını yıkarak kendi farkındalığına erişiyor.

İşte tam bu noktada Michelangelo’nun Adem’in Yaratılışı adlı freski devreye giriyor. Hikayeyle freskin arasındaki bağlantıyı Ford’un sözleri çok güzel açıklıyor:

Tabloya bakalım, bilinenden farklı bir şeyin saklı olduğunu birisinin fark etmesi 500 yıl sürdü. Bir doktor, insan beyninin şeklini fark etti. Mesaj şu; ilahi armağan daha yüksek bir güçten gelmez, kendi zihinlerimizden gelir. Söyle Dolores, aradığın şeyi buldun mu ve buradan ayrılmak istiyorsan olman gereken şeyi anladın mı?

Westworld bilince dair anlatısını Bicameral Mind gibi teoriler ve Creation of Adam gibi eserlerle destekledi. Her ne kadar bunu yaparken dizinin yaptığı varsayımlar günümüz dünyasında çok kabul görmese de bu varsayımları estetik bir şekilde anlatmak istediği şeyin faydasına kullanmayı başardı. Yine Ford’un dediği gibi:

İyi akşamlar. Çocukluğumdan beri… Her zaman iyi hikayeleri sevdim. Hikayelerin kendimizi yüceltmemize, kırıklarımızı tamir etmemize ve hayallerimizdeki insanlar olmamıza yardımcı olduğuna inandım. Daha derin bir gerçeği anlatan yalanlar…

Daha Fazla İçerik
Fahişe olmak mutluluktur