Arthur Schopenhauer

Aşkta meta, fizik ve Schopenhauer

Arthur Schopenhauer
Cinsel Aşkın Metafiziği

Yalnız hakikattir güzel olan; sadece o’dur sevilmeye değer.

Arthur Schopenhauer’un, aşkın nötr bir ürün oluşturmak için belirli bir bireye duyulan itici biyolojik güç olduğu ve heteronormatif bir üreme etiğine dayandığı görüşünü savunduğu eserinin ilk alıntısı Nicolas Boileau’nun bu cümlesidir. Partnerler tamamen türün menfaatleri adına birbirlerini titiz bir muayeneye tâbi tutar ve seçimlerini yaparlar. Böylece türlerin muhafazası için uğraş verilen doğal bir öjeni ortaya çıkar. Tüm infatüasyonları filizleyen köklerin cinsel içgüdü toprağından çıktığını savunan yazar, sevgiyi partner bulmak amaçlı biyolojik bir eğilime indirgemiştir. Bu durumda yazara göre sevginin bileşenlerinden biri de ıslah politikası mıdır? Schopenhauer’un aşkı, türün diyalektik ve kantitatif çoğalmasından mı ibarettir?

Romantik aşk yazara göre bir sapma, cinsel içgüdünün yan etkisi olan bir yanılsamadır. Birbirini seven iki insanın, tercihen ideal saflığı yüksek tür devamı için bir araya gelmeleri Platonik bir düşünce ve realizasyona aç bir plandır. Romantik aşkın yanılsama olma sebebi ise tatmin olunan tutku sonunda yaşanan hayal kırıklığıdır.

Yazar, öznesi olan erkeğin seçim noktasındaki kriterlerine dikkat çekmiştir. Yaş, sağlık gibi hususlar Schopenhauer için en belirleyici olanlardır çünkü bu hususlar direkt olarak üremeye hizmet edeceklerdir. Fiziksel vasıflar ise belirli sınırlar içinde tutulmalıdır. Örneğin, büyük bir buruna sahip olan bir kişi, kendisi için küçük burunlu bir partner seçecektir. Böylece yazara göre seçenin “kusurları/eksiklikleri” bir başka kişinin genetik özellikleriyle tazmin edilecektir. Bu sebeple üzerine ciltlerce kitaplar yazılan aşk, Schopenhauer’un aşkı değildir; ona göre kişiyi cinsel aşka götüren vasıta partner için mutlak kriterler atayan ve titiz bir jüri olan içgüdü mekanizmasıdır. Bu düşüncesi tezinin genel ampirik tavrının en çok altının çizildiği bölümlerden biridir.

İki insan nötr tuz oluşturmak için asit ve alkali gibi birbirlerini nötralize etmelidir.

Peki eşcinsellik hakkında ne düşünmektedir Schopenhauer? Cinsel dürtü yaşama arzusunun tezahürüyse heteronormativiteden başka doğru bir birleşim yapısı yok mudur? Sevginin sadece doğaya hizmet ettiği ahlaki Schopenhauer mekanizmasının dişlilerinden biri değil midir eşcinseller? Schopenhauer bütün bu soruları cevapsız bırakmıştır. Sadece satır aralarına sıkıştırdığı pederastri ve homoseksüellik ile ilgili düşüncelerinden ve hakkında yazılanlardan hareketle edindiğimiz bilgilerle yarı spekülatif varsayımlarda bulunabilmekteyiz.

da block

İradeden metafiziğe cinsel aşkla bir tünel kazmıştır Schopenhauer bu kısa tezinde. Cevapsız bıraktığı sorularla yazarın özel hayatıyla ilgili okuyucuda merak uyandıran eserin son kısmı olan Cinsel Aşkın Metafiziği, pesimist yazarın radikal fikirlerinin en acımasızca eleştirilen ürünlerinden biri olmuştur.

Zira benim görüşüm, temeli itibarıyla, onlara, her ne kadar metafiziksel hatta transendental olsa bile fazlasıyla fiziksel, fazlasıyla maddi görünecektir. Bu arada, bugün onlara madrigaller, soneler yazmaları için esin veren şeyin, on sekiz yıl önce doğmuş olsaydı şayet, kendileri tarafından neredeyse tamamen göz ardı edileceğini de düşünebilirler.

Daha Fazla İçerik
Nazım’a Armağan