Ryunosuke Akutagava

Akutagava’nın Ormanda öyküsü ve postmodernizm

Japon kısa hikayeciliğinin bir üstadından bahsetmek istiyorum sizlere, üretkenliği ve hayalciliği ile iz bırakan Ryunosuke Akutagava, kısa hikayelerindeki o soğukkanlı anlatımı ile gerçekliğin acımasızlığını aktarıyor bizlere. Gerçeküstü sahnelerin anlatımında dahi yazarın tutumunun soğukkanlılığıyla karşılaşıyoruz. Japon edebiyatının kayda değer ödüllerinden birisine ismi veriliyor Akutagava’nın ve böylece Japonya’da adına öykü ödülü verilen ilk yazar olma unvanı taşıyor. Otuz beş yaşındayken intihar ettiğinde ardında sayısız eser bırakan yazar, yarattığı farklı karakterlerle biz okuyuculara bireyin karakter örüntülerindeki sarsılmalar ve dönüşümleri de aktarmış oluyor başarıyla.

Rashomon, 1950

Akutagava’nın postmodern olarak nitelendirilebilecek öyküsü “Ormanda”, basit bir tanımla, yaşanan bir olaya şahit olmuş birtakım insanın bu olayı yorumlayış biçimlerindeki farklılıkları konu alan bir metin. Bu öykü, Raşomon adlı öykü ile birleşerek sinema dünyasına da uyarlanmıştır. 1950 yapımı filmin yönetmenliğini Akira Kurosava üstlenmiştir. Böylece sinema tarihinin en etkili isimlerinden bir tanesi olan Kurosava ile Japon öykücülüğünün eşsiz örneklerine imza atan Akutagava’yı
birleştirmiştir bu çalışma…

Öykü oduncunun tanıklığı bölümüyle şu sözlerle başlıyor;

Evet, efendim. Ölüyü ilk ben buldum efendim. Bu sabah yine her günkü gibi sedir ağaçları ormanından günlük odunumu kesmeye gitmiştim.

Tanıklar, tek tek kendi gerçeklikleri çerçevesinde anlatıyorlar gördüklerini. Okurken gerçekliğin biricik olamayacağı düşüncesini kavratmak maksadında adeta yazar. Çelişkiler, iç içe ve öykünün başından sonuna değin büyüyen bir giz duygusu, biz okuyucuları öyküye bağlamakta. Esasında olay ölü bulunan bir adam, belki de bir intihar? Tanıklar için olay, farklılaşıyor, okuyucu gerçeği bulacağı dürtüsüyle sis perdesini kaldırmak için ilerlediğini düşünse de yazarın amacı bu sisi koyulaştırmak, belirsizliğin dozajını arttırmak. Tanıklar birbiri ardına tezat yorumlarıyla tanıklıklar ederken son olarak ölen samurayın ruhu çağrılır bir medyum vasıtasıyla. Peki samurayın tanıklığı ne kadar inandırıcıdır?

da block

Akutagava, varlığı 1960’lardan sonra adım adım hissedilmeye başlanan ve yaşanılan çağın izahı olarak düşünülen postmodern edebiyatın farkında olmadan, en güzel örneklerinden birisini vermiştir. Ütopik ve romantik rüyalardan okuyucuyu çıkararak dünyayı olduğu gibi acımasızca kabul ettirme girişiminde bulunmuş ve bunu başarıyla gerçekleştirmiştir de…

Daha Fazla İçerik
Fahişe olmak mutluluktur